“o kadın” isimli filmden bi sahne.
“o kadın” isimli filmden bi sahne.
biliyorum yine okuyosun bunu. bu sefer ne yazacağımı da bilmiyorum. sadece sana ulaşabildiğim tek nokta burası olduğu için yazıyorum.
özledim. sadece özledim.
harflerin yerini değişince özeldim oluyo. bi zamanlar özeldim senin için. o özelliğimi hala saklıyomuyum sende ? yoksa yitirdim mi ?
çok şey anlatmak istiyorum sana. ama yeterli değil işte. yetmiyo buralar. sana söylemem lazım bunları. gözlerine söylemem lazım. bakman lazım bana. gözlerinde görmem lazım özelliğimi. o güne kadar bi umut olucak bende. bitiricek olan ise gözlerinde göreceğim yitilmiş ben olacak.
hissettiklerim hala canlı. ben öldüm belki. onlar yaşıyo ama.
onlar yaşatıyo birbirlerini. vücutta buluşamasalarda, ayaktalar. her ikisi de ayakta.
bakma bizim ayrı olduğumuza. sen de biliyorsun ne kadar beraber olduğumuzu.
kendimde büyük bi güç hissediyorum. bu güç öyle ki karşıma kim çıkarsa zarar verir. o kadar büyük bi güç ki bu, ben bile korkuyorum. kendi gücümden korkuyorum. o yüzden yerdeyim. o yüzden susuyorum. o yüzden geçmiyorum karşına. karşı koyuyorum ona. ama o kendisini saklayamıyor. alamıyor kendini dışarı vurmaktan. göstermek istiyor gücünü. ne kadar büyük olduğunu, istediğini, özlediğini.
o güç beni eline geçiriyor yavaş yavaş. iyi ya da kötü. zarar veya yarar. her ne ise görmek istiyorum artık. ne olacaksa. ve sana geliyorum. şaşırma diye söylüyorum. huzursuzluk yada huzur ..
* çok güzel olmuşsun. hem siyah yakışmış, hem de makyaj.
yollarımız ayrıldı.
aynı noktadan başladığımız bu serüvende, hayatın oyunu buldu bizi. önümüze iki seçenek sundu. birincisi “değerini öğren”di. ikinci seçeneği (*) duymadan seçtik biz bunu. ikimiz de seçtik. sadece ben ya da sadece sen değil.
ama değerini bilmek zordu. ve bunu çok iyi öğretmesi gerekiyordu. öğretti.
önce beni aldı senden. ağladın. çok ağladın. kan süzülür oldu gözlerinden. uykusuzluk çektin gecelerde. güneşi görmeden uyuyamaz oldun. her söz, her şarkı, her kişi beni hatırlatır oldu sana.
ve daha sonra ..
sen gittin benden. ağladım. çok ağladım. ağlıyorum. ağlayacağım. kan akıcak gözlerimden. uykusuz geçecek geceler, günler. her söz, her şarkı, her kişi seni hatırlatacak bana. ve her nefes ..
seni acıtan gerçekler beni acıttı. seni güldüren şeyler beni güldürdü. seni ağlatan herşey beni de ağlattı.
ama artık bitti. (!) artık kalmadı.
sen istemedin. yada sen istedin. ikisi de aynı şey. sen istemedin ben gittim. sen istedin ben gittim.
vardır ya hani herkesin dilinde birşey: “nefesim sensin, sen olmadan yaşayamam.” yok öyle bişey.
istediğim tek şey kaldı. senden değil. hayattan. bize birbirimizi değerini bildiren, bize birbirimizin değerini kan ağlata ağlata bildiren hayattan..
ummadığın bir anda. ummadığın bi yerde. elini biri tutarken. belinde bi el varken. sarılarak yürürken. en mutlu olduğun anda. yanağına yanındaki kişi öpücük kondururken;
umarım bana rastlarsın. ve o anda ben de seni görürüm. korkma bundan. sen yanında mutlu olduğun kişinin yanındasın. o mutluluğu kimse bozamaz.
yıllar sonra bile aklımda olsan seni aramıcam, sormıcam. hastanede ölüm döşeğinde olsan duymucam.
ve şunu bil seni seviyo kalıcam.
dipnot: dprsf.com an itibariyle aktif yayın hayatına son vermiştir. yazılan yazıları okumanız için ve yazılara yorum yapabilmeniz için site açık tutulacak, ancak yeni bir yazı yazılmayacaktır. belki yıllar sonra ..
dipnot 2: dprsf.com bundan sonra tamamen sizin yazılarınıza yer verecektir. yazmak isteyenler, kalbi acıyanlar, yüreği burkulanlar yada mutluluğunu paylaşmak isteyenler.. ghurjhan@gmail.com adresine üyelik isimlerinizi ulaştırabilirsiniz.
Uçup gideceğine;
gerçeği anlamış olsaydı, sevinçle sarılıp
“Ben de seni seviyorum” deseydi,
ey büyük Allahım ne olurdu?
Mucizeler, lütuflar, sevindirmeler, nimetler, ödüller, mutlu etmelerle dolu hazinen boşalır mıydı?
special thanks: gizem
bekliyorum. buralarda olduğunu biliyorum. ve hala dilinden çıkamayan o sözcüğün farkındayım. bırak artık onu. ben burdayım. tam yanında. eline uzatsan yine tutucaksın. nefes tükenene dek.